<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>pulcinella</title>
        <description>&quot;pulcinella&quot;, italyanca karnaval giysileri-maske anlamında. Ben yavas yavas bu giysileri ve maskeleri sıyırıp , Gercek Sevgiyi, icimdeki &quot;Ben&quot;i, yani Tanrı'yı hatırlama yolundayım, hepimiz gibi...iyi yolculuklar :)</description>
        <link>http://pulcinella.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 01:12:31 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Küçük Prens - 10.cu bölüm</title>
            <link>http://pulcinella.blogcu.com/kucuk-prens-10-cu-bolum_53844291.html</link>
            <guid>http://pulcinella.blogcu.com/kucuk-prens-10-cu-bolum_53844291.html</guid> 
            <description>K&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k prens kendisini komşu asteroitlerin arasında buldu. Bu asteroitlerin numaraları 325, 326, 327, 328, 329, ve 330&amp;rsquo;du. Kendisine bir meşgale bulabilmek ve bilgisini artırmak i&amp;ccedil;in sırayla onları ziyaret ermeye karar verdi. &lt;br /&gt;İlk asteroitte bir kral yaşıyordu. Mor kumaştan yapılmış giysisiyle tahtında otururken, olduk&amp;ccedil;a haşmetli g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;yordu. &lt;br /&gt;K&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k prensi g&amp;ouml;r&amp;uuml;nce: &amp;ldquo; Ah, işte halkımın bir &amp;uuml;yesi &amp;ldquo; dedi. &lt;br /&gt;&amp;ldquo; Beni daha &amp;ouml;nce hi&amp;ccedil; g&amp;ouml;rmediği halde kim olduğumu nereden bilebiliyor? &amp;ldquo; diye d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml; k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k prens.&lt;br /&gt;Kralların d&amp;uuml;nyayı &amp;ccedil;ok basit bir g&amp;ouml;zle algıladıklarını bilmiyordu. Krallara g&amp;ouml;re b&amp;uuml;t&amp;uuml;n insanlar, onların emirleri altında bulunan kimselerdi. &amp;ldquo; Biraz daha yakına gel de seni iyice g&amp;ouml;reyim &amp;ldquo; dedi kral. Nihayet emir verecek birini bulduğu i&amp;ccedil;in, olduk&amp;ccedil;a kibirlenmişti. &lt;br /&gt;K&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k prens oturabileceği bir sandalye bulmak i&amp;ccedil;in &amp;ccedil;evresine bakındı, ama kralın k&amp;uuml;rk&amp;uuml; b&amp;uuml;t&amp;uuml;n gezegeni kaplamıştı. Bu y&amp;uuml;zden ayakta kaldı ve yorgun olduğu i&amp;ccedil;in de esnedi.&lt;br /&gt;&amp;ldquo; Kralın karşısında esmemek g&amp;ouml;rg&amp;uuml; kurallarına aykırıdır, esnemeni yasaklıyorum &amp;ldquo; dedi kral. &lt;br /&gt;&amp;ldquo; Ama buna engel olamıyorum &amp;ldquo; dedi k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k prens şaşkınlıkla. &amp;ldquo; Uzun bir yoldan geldim ve hi&amp;ccedil; uyumadım.&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&amp;ldquo; O halde esnemeni emrediyorum &amp;ldquo; dedi kral, &amp;ldquo; yıllardır esneyen birini g&amp;ouml;rmedim. İnsanların nasıl esnediğini merak ediyorum. Haydi şimdi yeniden esne. Bu bir emirdir.&amp;rdquo;&lt;br /&gt;K&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k prens kıpkırmızı olmuştu. &amp;ldquo; Beni korkutuyorsunuz. Artık esneyebileceğimi sanmıyorum &amp;ldquo; dedi.&lt;br /&gt;&amp;ldquo; Demek &amp;ouml;yle. O halde arada bir esnemeni- arada bir de...&amp;rdquo.. ( &lt;a href=&quot;http://pulcinella.blogcu.com/kucuk-prens-10-cu-bolum_53844291.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2009 21:08:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Beyaz Bulutun Yolu</title>
            <link>http://pulcinella.blogcu.com/beyaz-bulutun-yolu_52723251.html</link>
            <guid>http://pulcinella.blogcu.com/beyaz-bulutun-yolu_52723251.html</guid> 
            <description>Beyaz bir bulut r&amp;uuml;zgar nereye g&amp;ouml;t&amp;uuml;r&amp;uuml;rse oraya s&amp;uuml;r&amp;uuml;klenir, direnmez, m&amp;uuml;cadele etmez. Beyaz bir bulut fatih değildir ve yine de her şeyin &amp;uuml;zerinde s&amp;uuml;z&amp;uuml;l&amp;uuml;r. Onu ele ge&amp;ccedil;iremezsin, alt edemezsin. Ele ge&amp;ccedil;irecek zihin yoktur. İşte bu y&amp;uuml;zden onu alt edemezsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hedefe, amaca, kadere, anlama kilitlendiğin zaman, bir yere ulaşmanın deliliğine sahip olduğun zaman sorunlar &amp;ccedil;ıkar. Ve yenilirsin, bu kesindir. Yenilgin varoluşun doğasında vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz bulutun gidecek yeri yoktur. Hareket eder, her yere gider. T&amp;uuml;m boyutlar ona aittir, t&amp;uuml;m y&amp;ouml;nler ona aittir. Hi&amp;ccedil;bir şey reddedilmez. Her şey &amp;ouml;yledir, var olur, eksiksiz bir kabullenebilirlik i&amp;ccedil;indedir. İşte bu y&amp;uuml;zden benim yoluma &amp;lsquo;beyaz bulutların yolu&amp;rsquo; diyorum. Beyaz bulutun yolu patikasız bir patika, yolsuz bir yoldur. Hareket etmek, ama sabit bir zihinle değil, zihinsizce hareket etmek&amp;hellip;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu y&amp;uuml;zden ben beyaz bulutum ve t&amp;uuml;m &amp;ccedil;abam seni de g&amp;ouml;ky&amp;uuml;z&amp;uuml;nde s&amp;uuml;r&amp;uuml;klenen beyaz bulut yapmak. Gidecek hi&amp;ccedil;bir yer olmadan, hi&amp;ccedil;bir yerden gelmeden, yalnızca o anda, orada olarak. M&amp;uuml;kemmel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sana hi&amp;ccedil;bir ideal &amp;ouml;ğretmiyorum, sana hi&amp;ccedil;bir &amp;ldquo;olmamalı&amp;rdquo;yı &amp;ouml;ğretmiyorum. Ben onu, bunu olmalısın demiyorum. Benim t&amp;uuml;m &amp;ouml;ğretim basit&amp;ccedil;e şudur: her kimsen, onu &amp;ouml;yle eksiksizce kabul et, başarılacak hi&amp;ccedil;bir şey kalmasın. O zaman beyaz bulut olursun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OSHO - Provokat&amp;ouml;r Mistik&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://pulcinella.blogcu.com/beyaz-bulutun-yolu_52723251.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 08 Oct 2009 21:50:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>günün sözü</title>
            <link>http://pulcinella.blogcu.com/gunun-sozu_51110181.html</link>
            <guid>http://pulcinella.blogcu.com/gunun-sozu_51110181.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;-Yaşamda başarılması en g&amp;uuml;&amp;ccedil; şey, kendi d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncelerinize tutsak olmamaktır.-&lt;br /&gt;Krishnamurti&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://pulcinella.blogcu.com/gunun-sozu_51110181.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 13 Sep 2009 09:33:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Meditasyon Aydınlığı</title>
            <link>http://pulcinella.blogcu.com/meditasyon-aydinligi_49174101.html</link>
            <guid>http://pulcinella.blogcu.com/meditasyon-aydinligi_49174101.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Meditasyon hakkında d&amp;uuml;nyanın her yerinde h&amp;uuml;k&amp;uuml;m s&amp;uuml;ren bin bir yanlışlık var. Meditasyon &amp;ccedil;ok basittir: O, bilin&amp;ccedil;ten başka bir şey değildir. Kutsal s&amp;ouml;zleri yinelemek değil, o bir mantra tekrarlamak veya zikir &amp;ccedil;ekmek değildir. Bunlar hipnotize edici metotlardır. Onlar sana belirli bir t&amp;uuml;r rahatlama verebilir &amp;#8213; bu rahatlamada hi&amp;ccedil;bir yanlışlık yok; şayet biri sadece gevşemeye &amp;ccedil;alışıyorsa, o m&amp;uuml;kemmelen iyidir. Herhangi hipnotize edici bir metodun yardımı olabilir, ama biri ger&amp;ccedil;eği bilmek istiyorsa, o yeterli değildir. &lt;br /&gt;Meditasyon basit&amp;ccedil;e senin bilin&amp;ccedil;sizliğini bilin&amp;ccedil;liliğe d&amp;ouml;n&amp;uuml;şt&amp;uuml;rmek anlamına gelir. &lt;br /&gt;Normalde zihnimizin sadece onda biri bilin&amp;ccedil;lidir, ve onda dokuzu bilin&amp;ccedil;sizdir. Zihnimizin yalnızca k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k bir kısmı, ince bir tabaka, ışığa sahiptir; başka bir deyişle adeta t&amp;uuml;m ev karanlığın i&amp;ccedil;indedir. Ve meydan okuma, kuytu bir yer veya karanlık bir k&amp;ouml;şe bile kalmamacasına t&amp;uuml;m ev ışıkla dolana kadar bu k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k ışığı yaymaktır. &lt;br /&gt;T&amp;uuml;m ev ışıkla dolduğunda, yaşam bir mucize olur; b&amp;uuml;y&amp;uuml;leyici bir niteliğe sahip olur. Artık o sıradan değildir &amp;#8213; her şey olağan&amp;uuml;st&amp;uuml; olur. Sıradan olan kutsala d&amp;ouml;n&amp;uuml;ş&amp;uuml;r, ve hayatın k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k şeyleri kimsenin hayal edemediği kadar olağan&amp;uuml;st&amp;uuml; derecede anlamlı olmaya başlar. &lt;br /&gt;Sıradan taşlar elmas kadar g&amp;uuml;zel g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;r; t&amp;uuml;m varoluş aydınlanır. Sen aydınlandığın an, varoluşun t&amp;uuml;m&amp;uuml; aydınlanır. &lt;br /&gt;Eğer sen karanlıksan, t&amp;uuml;m varoluş karanlıktır. &lt;br /&gt;O tamamen sana bağlıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OSHO&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://pulcinella.blogcu.com/meditasyon-aydinligi_49174101.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 13 Aug 2009 08:00:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>kendi kendime...</title>
            <link>http://pulcinella.blogcu.com/kendi-kendime_48129251.html</link>
            <guid>http://pulcinella.blogcu.com/kendi-kendime_48129251.html</guid> 
            <description>8 şubat 2006'da yazmışım bu sayfalara ilk yazımı. ne kadar i&amp;ccedil;tenmişim ve&amp;nbsp;ne kadar&amp;nbsp; da paylaşmak istemişim... 3 sene 5 ay ge&amp;ccedil;miş. ziyaret&amp;ccedil;i sayısı 48200 leri bulmuş. şimdi baktım da yazılarıma yapılan yorumlara, bazılarını farketmemişim bile, hatta osho'yla ilgili bir tartışma bile yapılmış :). &amp;ccedil;ok mutlu oldum sevdiğim yazıların b&amp;ouml;yle takip edilmesine. teşekk&amp;uuml;r ederim hepinize; tesad&amp;uuml;fen, ge&amp;ccedil;erken&amp;nbsp;uğrayanlar ve sadık ziyaret&amp;ccedil;ilerim. ben Osho severim, yoga yaparım, i&amp;ccedil;sel konuşmalar ve sorgulamalar hayatımda hep var. ger&amp;ccedil;ek beden sağlığımız &amp;uuml;zerine d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum ve okuyorum&amp;nbsp;son zamanlarda (bu konu &amp;uuml;zerine bir blog sayfam daha var, http://ruhsalbeslenme.blogcu.com/ ). ama uygulayamıyorum &amp;ccedil;oğu zaman o başka. hazırlık devresi istiyor b&amp;ouml;yle şeyler bazen, ya da hemen mi değişilir, değişim &quot;şimdi&quot;de midir bilmiyorum, karar veremedim... nasıl bu kadar olması gerekenden uzaklaşmışız, doğamızdan uzaklaşmışız &amp;ccedil;ok şaşıyorum yeni şeyler &amp;ouml;ğrendik&amp;ccedil;e. &amp;ouml;ğrenmek sorumluluk da getiriyor, ortamdan &amp;ccedil;atlayacak gibi oluyorum bazen :) ama buna da alıştım, &amp;ouml;ğrendim belki de, yani &amp;ccedil;atlamaya değil de, hepimizin algısının farklı olduğuna, başka tellerden &amp;ccedil;aldığına. aslında hepimiz konuşurken sadece kendimizi anlatıyoruz biliyor musunuz, karşımızdaki ile hi&amp;ccedil; alakamız yok. o konuşurken de yine kendimizi dinliyoruz kafamızın i&amp;ccedil;inde aslında. bu d&amp;uuml;nyada sadece biz varız ya, başka kimse yok. ben de kendi kendime konuşuyorum işte burda. okuyup okuyup ne g&amp;uuml;zel yazmışım diycem... başka kimse yok, bir bak bakalım var mı?.. ( &lt;a href=&quot;http://pulcinella.blogcu.com/kendi-kendime_48129251.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 23 Jul 2009 23:04:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Reiki Ne Ki?</title>
            <link>http://pulcinella.blogcu.com/reiki-ne-ki_47903621.html</link>
            <guid>http://pulcinella.blogcu.com/reiki-ne-ki_47903621.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Reiki tam olarak bir Uzakdoğu &amp;ouml;ğretisi değildir. Reiki bir din değildir. Reiki Evrensel bir yaşam enerjisidir. Yani bir enerjidir. Elektrik, ısı, elektromanyetik dalga, ışık aynı bunlar gibi ama daha farklı titreşimde ve s&amp;uuml;ptil bir yapıda olan bir enerjidir.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son zamanlarda diyanet ve piskoposluk artarda, Uzakdoğu &amp;ouml;ğretileri adı altında bir&amp;ccedil;ok metafiziksel olgu ile ilgili a&amp;ccedil;ıklamalar yaptılar. Bu t&amp;uuml;r a&amp;ccedil;ıklamaların sebebi, birka&amp;ccedil; yıldır Reiki, meditasyon, yoga, enerjiler daha doğrusu manevi konulara olan ilginin b&amp;uuml;y&amp;uuml;k &amp;ccedil;apta bir artış g&amp;ouml;stermesidir. Bu da bazı din adamları tarafından tabiri caizse bir karalama kampanyasına neden oldu. Toplumu bir arada tutan din unsurunun g&amp;ouml;revlileri ve yayıcıları olan din adamları tarafından, bu &amp;ouml;ğretilerin neden karalanmaya &amp;ccedil;alıştığı ise daha objektif bir bakış a&amp;ccedil;ısıyla rahat&amp;ccedil;a fark edilebilir.&amp;nbsp; Bunun en temel nedeni aslında bu kişi ve kurumların bilin&amp;ccedil;lerinin altında yatan korkulardır. Peki nedir bu korkular? Neden bazı şahıslar ve kurumlar bu &amp;ouml;ğretileri karalama &amp;ccedil;abasına girmişlerdir? Bu korkunun asıl nedeni, bu &amp;ouml;ğretilere merak salan kişilerin hinduizm, Budizm vs.. gibi Uzakdoğu dinlerine sempati besleme ve ilahi dinlerden uzaklaşma olasılıklarıdır. Haliyle ilahi dinlerin manevi taraflarına parmak basmak yerine, diğer &amp;ouml;ğretileri karalamak daha kolaylarına gelmiştir. Bu y&amp;uuml;zden son a&amp;ccedil;ıklamalarda piskoposlar bunları batıl inan&amp;ccedil; diye karalarken, diyanet ise boşluk hissinden kaynaklandığı ve dine uymadığı a&amp;ccedil;ıklamalarını yaptılar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;</description>
            <pubDate>Sun, 19 Jul 2009 18:06:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yoga'da nefes çok önemli, neden?</title>
            <link>http://pulcinella.blogcu.com/yoga-da-nefes-cok-onemli-neden_46940251.html</link>
            <guid>http://pulcinella.blogcu.com/yoga-da-nefes-cok-onemli-neden_46940251.html</guid> 
            <description>Sağlığın temeli, sağlıklı bir kan dolaşımıdır. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; dolaşım sistemi oksijen ve besinleri v&amp;uuml;cudun t&amp;uuml;m h&amp;uuml;crelerine taşıyan sistemdir. Sağlıklı bir dolaşım sistemine sahipseniz, uzun ve sağlıklı bir yaşamınız olacak demektir. Sistemin &amp;ccedil;evresi dolanımdaki kandır. Bu sistemin kontrol d&amp;uuml;ğmesi nedir? Kontrol d&amp;uuml;ğmesi nefes almadır. V&amp;uuml;cudunuza uygun şekilde oksijen verebilirseniz; bu oksijen her h&amp;uuml;crenin elektriksel s&amp;uuml;recini uyaracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;V&amp;uuml;cudun nasıl &amp;ccedil;alıştığına biraz daha yakından bakalım. Nefes almak sadece h&amp;uuml;crelerin oksijenlenmesini kontrol etmez, aynı zamanda v&amp;uuml;cudu koruyan beyaz h&amp;uuml;creleri i&amp;ccedil;eren lenf (akkan) sıvısının akışını da ayarlar. Lenf sisteminin g&amp;ouml;revi nedir? Bazıları onu v&amp;uuml;cudun kanalizasyon sistemi olarak d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;rler. Şimdi lenf sisteminin nasıl &amp;ccedil;alıştığına bakalım. Kan kalpten atardamarlar aracılığıyla ince, ge&amp;ccedil;irgen kılcal damarlara pompalanır. Kan kılcal damarlara oksijen ve besin taşır ve bunlar h&amp;uuml;crelerin etrafında bulunan akkana (lenf sıvısına) ge&amp;ccedil;irilir. H&amp;uuml;creler ihtiyacı olan şeyleri bilecek kadar akıllı ya da &amp;ccedil;ekicidir. H&amp;uuml;cre kendi sağlığı i&amp;ccedil;in gerekli olan besin ve oksijeni alır, bir kısmı tekrar kılcal damarlara d&amp;ouml;necek olan toksinleri (zehirleri) dışarı atar. Fakat &amp;ouml;l&amp;uuml; h&amp;uuml;creleri, kan proteinlerini ve diğer zehirli maddeleri dışarı atma g&amp;ouml;revi lenf sisteminindir. Lenf sistemi de derin nefes almakla eyleme ge&amp;ccedil;irilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;H&amp;uuml;crelerin oksijen miktarını kısıtlayan fazla sıvı ve &amp;ccedil;ok miktardaki toksik madde; lenf sistemi tarafından dışarıya atıldığı i&amp;ccedil;in v&amp;uuml;cudun h&amp;uuml;creleri lenf sistemine bağlıdır. Sıvı, kan proteinleri hari&amp;ccedil;, &amp;ouml;l&amp;uuml; h&amp;uuml;creleri ve diğer zehirli maddeleri n&amp;ouml;tralize ve tahrip eden lenf bezlerinin i&amp;cce.. ( &lt;a href=&quot;http://pulcinella.blogcu.com/yoga-da-nefes-cok-onemli-neden_46940251.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2009 10:14:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>egonun küçük mumunu üflemeniz gerekiyor...</title>
            <link>http://pulcinella.blogcu.com/egonun-kucuk-mumunu-uflemeniz-gerekiyor_46940131.html</link>
            <guid>http://pulcinella.blogcu.com/egonun-kucuk-mumunu-uflemeniz-gerekiyor_46940131.html</guid> 
            <description>B&amp;uuml;y&amp;uuml;k Hintli şair Rabindranath Tagore s&amp;uuml;rekli olarak g&amp;uuml;zellik hakkında, onun ne olduğu hakkında d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yordu. Bir şair doğal olarak g&amp;uuml;zellikle ilgilidir. &lt;br /&gt;Onun zihni g&amp;uuml;zellik &amp;uuml;zerine fikir y&amp;uuml;r&amp;uuml;t&amp;uuml;yordu. Bir dolunay gecesi o bir teknedeydi. Ve muhteşem bir geceydi: G&amp;ouml;kteki dolunay ve nehrin sessizliği ve etraftaki orman. Ve o teknede yalnızdı. Sadece arada bir, bir kuş &amp;ouml;t&amp;uuml;yordu &amp;ndash; hepsi bu &amp;ndash; ve sonrasında sessizlik, &amp;ouml;ncesinden daha derin hale geliyordu.&lt;br /&gt;Ancak Tagore, &amp;ldquo;G&amp;uuml;zellik nedir?&amp;rdquo; sorusu &amp;uuml;zerine kafa yoruyordu. Ve o, &amp;ccedil;ok eski yazıtlara bakıyordu. Kamarasında sadece yanmakta olan bir mumu vardı. Yorulmuş, bu eski yazıtlarda bile g&amp;uuml;zellik hakkında hi&amp;ccedil;bir şey bulamadığı, sadece s&amp;ouml;zler ve s&amp;ouml;zler olduğu i&amp;ccedil;in hayal kırıklığına uğramış bir şekilde gece yarısı olduğundan mumu &amp;uuml;fledi ve g&amp;ouml;zlerine inanamadı. &lt;br /&gt;Mumu &amp;uuml;flediği anda ansızın pencereden, kapıdan ay ışığı hemen i&amp;ccedil;eri giriverdi. O başka bir d&amp;uuml;nyaya sı&amp;ccedil;ramıştı. Hemen dışarı &amp;ccedil;ıktı. Gecenin sessizliğinde aya baktı ve ay nehirde yansıyordu ve t&amp;uuml;m nehir g&amp;uuml;m&amp;uuml;ş rengindeydi. Ve kıyıdaki orman derin ve yoğundu&amp;hellip; ve g&amp;uuml;zellik buydu!&lt;br /&gt;Ancak o kitaba bakmaktaydı. Ve g&amp;uuml;zellik onu hemen kapın dışında bekliyordu. Ancak bu k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k sarı mum ışığı gecenin ihtişamını engelliyordu. Ve o, yazıtlardaki d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncelerle o kadar doluydu ve meşguld&amp;uuml; ki onun bir dolunay gecesi olduğunu b&amp;uuml;t&amp;uuml;n&amp;uuml;yle unutmuştu.&lt;br /&gt;Yazıtı nehre attı ve bu onun g&amp;uuml;zellik hakkında d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml; son g&amp;uuml;nd&amp;uuml;. D&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmenin faydası olmayacak dedi. G&amp;uuml;zellik oradadır: Biz kendimizi ona a&amp;ccedil;malıyız. Mumu, egonun k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k mumunu &amp;uuml;flemeniz gerekiyor. O zaman Tanrı pek &amp;ccedil;ok şekillerde i&amp;ccedil;eri girer ve g&amp;uuml;zellik .. ( &lt;a href=&quot;http://pulcinella.blogcu.com/egonun-kucuk-mumunu-uflemeniz-gerekiyor_46940131.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2009 10:08:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Her ne görüyorsan bir yansımadır... </title>
            <link>http://pulcinella.blogcu.com/her-ne-goruyorsan-bir-yansimadir_45819981.html</link>
            <guid>http://pulcinella.blogcu.com/her-ne-goruyorsan-bir-yansimadir_45819981.html</guid> 
            <description>Bu evren zihinlerin yansımasıdır. Bu evrende her ne g&amp;ouml;r&amp;uuml;yorsan bir yansımadır. Tutsaklık gibi g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;yorsa, bu senin yansıman demektir. &amp;Ouml;zg&amp;uuml;rleşme gibi g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;yorsa, yine senin yansımandır. &lt;br /&gt;Suda tek bir g&amp;uuml;neşten yansıyan pek &amp;ccedil;ok g&amp;uuml;neş g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n gibi, aynı şekilde tutsaklık ve &amp;ouml;zg&amp;uuml;rleşmeyi de g&amp;ouml;r. G&amp;uuml;neş y&amp;uuml;kselir ve pek &amp;ccedil;ok havuz vardır &amp;hellip; kirli ve temiz, b&amp;uuml;y&amp;uuml;k ve k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k, g&amp;uuml;zel ve &amp;ccedil;irkin. Tek bir g&amp;uuml;neş pek &amp;ccedil;ok havuzda yansır. Yansımaları sayan biri pek &amp;ccedil;ok g&amp;uuml;neş olduğunu d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;r. Yansımalara değil, ger&amp;ccedil;ekliğe bakan biri tek bir g&amp;uuml;neş g&amp;ouml;r&amp;uuml;r. &lt;br /&gt;D&amp;uuml;nyaya bakış tarzın seni yansıtır. Hırsızsan, t&amp;uuml;m d&amp;uuml;nya aynı meslekteymiş gibi g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;r. &lt;br /&gt;Bir kez Nasrettin Hoca ve karısı balık tutmaya gitmiş ve gittikleri yerde yalnızca lisans sahipleri balık tutabiliyormuş. Aniden bir polis memuru belirmiş. Hoca&amp;rsquo;nın karısı ş&amp;ouml;yle demiş: &amp;ldquo;Hoca, senin lisansın var, bu y&amp;uuml;zden sen koşarak uzaklaş. Bu arada ben de ka&amp;ccedil;ayım.&amp;rdquo; B&amp;ouml;ylece Hoca koşmaya başlamış. Koşmuş, koşmuş, koşmuş&amp;hellip; Polis memuru da takip etmiş. Elbette, Hoca karısını orada bırakıp koşunca polis onu takip etmiş. Hoca kalbi patlayacak hale gelene kadar koşmuş. Ama sonra polis memuru onu yakalamış. Polis de ter i&amp;ccedil;indeymiş. &amp;ldquo;Lisansın nerede?&amp;rdquo; diye sormuş. Hoca belgelerini &amp;ccedil;ıkarmış. Polis belgelere bakmış ve sormuş: &amp;ldquo;O zaman neden koşuyordun Nasrettin? Neden benden ka&amp;ccedil;tın?&amp;rdquo; Nasrettin, &amp;ldquo;Bir doktora gidiyorum ve o her yemekten sonra yarım mil koş dedi.&amp;rdquo; demiş. Polis memuru sormuş: &amp;ldquo;Tamam, ama peşinden koştuğumu, seni kovaladığımı g&amp;ouml;rd&amp;uuml;n, bağırdığımı duydun, neden durmadın?&amp;rdquo; Nasrettin ş&amp;ouml;yle demiş: .. ( &lt;a href=&quot;http://pulcinella.blogcu.com/her-ne-goruyorsan-bir-yansimadir_45819981.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 14 Jun 2009 22:09:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Mayanın Efendisi...</title>
            <link>http://pulcinella.blogcu.com/mayanin-efendisi_45484001.html</link>
            <guid>http://pulcinella.blogcu.com/mayanin-efendisi_45484001.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;B&amp;uuml;y&amp;uuml;k romancı Leo Tolstoy, &amp;Uuml;&amp;ccedil; M&amp;uuml;nzevi adlı şirin bir halk hikayesi yazmıştır. Arkadaşı Nicholas Roerich bu hikayeyi ş&amp;ouml;yle &amp;ouml;zetlemiştir:&lt;br /&gt;&amp;ldquo;Bir adada, &amp;uuml;&amp;ccedil; m&amp;uuml;nzevi yaşardı. Son derece sade olan bu insanların bildikleri tek dua şuydu: &amp;lsquo;Biz &amp;uuml;&amp;ccedil; kişiyiz; Sen, &amp;Uuml;&amp;ccedil; y&amp;ouml;nl&amp;uuml;s&amp;uuml;n &amp;ndash; bize merhamet et!&amp;rsquo; Bu basit duayı s&amp;ouml;yledikleri zaman b&amp;uuml;y&amp;uuml;k mucizeler ger&amp;ccedil;ekleşirdi.&lt;br /&gt;O y&amp;ouml;renin piskoposu bu &amp;uuml;&amp;ccedil; m&amp;uuml;nzeviyi ve onların bu uygun g&amp;ouml;r&amp;uuml;lemeyecek dualarını duyunca, ziyaretlerine gidip bu insanlara kilise kurallarına uygun bir şekilde dua etmeyi &amp;ouml;ğretmeye karar verdi. Piskopos adaya geldi, m&amp;uuml;nzevilere g&amp;ouml;ğe sundukları duanın değersiz olduğunu anlattı ve onlara geleneksel duaların bir&amp;ccedil;oğunu &amp;ouml;ğretti. Daha sonra piskopos bir gemiye binerek adadan ayrıldı. Vapurun arkasından, parlak bir ışığın kendisini takip etmekte olduğunu g&amp;ouml;rd&amp;uuml;. Işık kendisine yaklaşınca, el ele tutuşmuş &amp;uuml;&amp;ccedil; m&amp;uuml;nzevinin dalgaların &amp;uuml;st&amp;uuml;nde koşarak gemiye yaklaşmakta olduklarını fark etti.&lt;br /&gt;&amp;lsquo;Bize &amp;ouml;ğrettiğin duaları unuttuk,&amp;rsquo; diye bağırdı adamlar piskoposun yanına ulaştıklarında, &amp;lsquo;ve sizden onları tekrarlamanızı rica etmek i&amp;ccedil;in aceleyle geldik.&amp;rsquo; &lt;br /&gt;Dehşete d&amp;uuml;şm&amp;uuml;ş olan piskopos kafasını salladı. &amp;lsquo;Sevgili kardeşlerim,&amp;rsquo; diye cevap verdi al&amp;ccedil;akg&amp;ouml;n&amp;uuml;ll&amp;uuml;l&amp;uuml;kle, &amp;lsquo;siz kendi dualarınızla yaşamaya devam edin!&amp;rsquo;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu &amp;uuml;&amp;ccedil; aziz suyun &amp;uuml;st&amp;uuml;nde nasıl y&amp;uuml;r&amp;uuml;d&amp;uuml;?&lt;br /&gt;İsa &amp;ccedil;armıha gerilmiş olan bedenini nasıl canlandırdı?&lt;br /&gt;Lahiri Mahasaya ve Sri Yukteswar mucizelerini nasıl ger&amp;ccedil;ekleştirdiler?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;</description>
            <pubDate>Mon, 08 Jun 2009 22:19:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Ölünce ölmüş değil, belki de doğmuş olacağız... </title>
            <link>http://pulcinella.blogcu.com/olunce-olmus-degil-belki-de-dogmus-olacagiz_43671591.html</link>
            <guid>http://pulcinella.blogcu.com/olunce-olmus-degil-belki-de-dogmus-olacagiz_43671591.html</guid> 
            <description>Karanlıktaymışlar;&lt;br /&gt;İki embriyo, bir ana rahminde... &lt;br /&gt;Her şeyden habersiz bekleşiyorlarmış, sudan bir beşiğin i&amp;ccedil;inde...&lt;br /&gt;Sarılıp birbirlerine, karanlıkta uyumuşlar &amp;ouml;ylece... &lt;br /&gt;Haftalar ge&amp;ccedil;miş, ikizler gelişmiş. &lt;br /&gt;Elleri, ayakları belirginleşmiş.&lt;br /&gt;G&amp;ouml;zleri &amp;ccedil;ıktık&amp;ccedil;a meydana,&lt;br /&gt;İkisi de &amp;ccedil;evrede olup biteni fark etmiş...&lt;br /&gt;Ne rahat, ne g&amp;uuml;venli bir d&amp;uuml;nyaymış bu... &lt;br /&gt;Sıcak, ıslak, sevgi dolu... &lt;br /&gt;'&amp;Ouml;yle g&amp;uuml;zel bir d&amp;uuml;nyada yaşıyoruz ki' demişler, '...bize ne mutlu...' &lt;br /&gt;Gel zaman git zaman, &amp;ccedil;evreyi keşfe girişmişler. &lt;br /&gt;Bu karanlık d&amp;uuml;nyayı ve hayatın kaynağını deşmişler.&lt;br /&gt;Onları besleyip b&amp;uuml;y&amp;uuml;ten kordonu fark edince &lt;br /&gt;O kordonla kendilerini var eden Anne'lerine ş&amp;uuml;kretmişler. &lt;br /&gt;Sonra başlamış bir varoluş tartışması:&lt;br /&gt;'Buraya nereden geldik, biz nasıl olduk' diye sormuş ikizler...&lt;br /&gt;'Annemiz' demiş biri, 'O bizi var etti, bize can verdi.' &lt;br /&gt;'Ne biliyorsun' diye itiraz etmiş &amp;ouml;teki, 'Sen hi&amp;ccedil; Anneni g&amp;ouml;rmedin ki...':&lt;br /&gt;'Belki de o sadece zihnimizdedir. Anne inancı bizi rahatlattığı i&amp;ccedil;in uydurduğumuz bir şeydir.'&lt;br /&gt;S&amp;uuml;redursun ana rahmindeki tartışma, ikizler b&amp;uuml;y&amp;uuml;y&amp;uuml;p gelişmişler. &lt;br /&gt;Rahme sığmaz olup tekmeleşmişler. &lt;br /&gt;Artık parmakları ve kulakları varmış kerataların...&lt;br /&gt;B&amp;uuml;y&amp;uuml;d&amp;uuml;k&amp;ccedil;e anlamışlar ki, yolun sonu yakın...&lt;br /&gt;G&amp;uuml;n gelecek, bu g&amp;uuml;zelim hayat bitecek; &lt;br /&gt;Karanlık bir yolculuk, onları bir başka diyara &amp;ccedil;ekecek. &lt;br /&gt;'- Buradaki hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz' diye fısıldamış ikizlerden biri efkarla...&lt;br /&gt;'- Ben gitmek istemiyorum' diye diretmiş &amp;ouml;teki; 'doyamadım ki daha hayata...' &lt;br /&gt;'- Ama mukadderat alnına yazılandır; dua et, belki doğumdan sonra hayat vardır.' &lt;br /&gt;Sormuş karamsar olan:&lt;br /&gt;'- Bir g&amp;uuml;n bize hayat veren kordon kesilecek. Ondan sonra başımıza neler gelec.. ( &lt;a href=&quot;http://pulcinella.blogcu.com/olunce-olmus-degil-belki-de-dogmus-olacagiz_43671591.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 12 May 2009 21:37:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Öfke, sadece engel olunmuş arzulardan kaynaklanır.</title>
            <link>http://pulcinella.blogcu.com/ofke-sadece-engel-olunmus-arzulardan-kaynaklanir_43157041.html</link>
            <guid>http://pulcinella.blogcu.com/ofke-sadece-engel-olunmus-arzulardan-kaynaklanir_43157041.html</guid> 
            <description>&amp;ldquo;Buradayım, Guruji.&amp;rdquo; Y&amp;uuml;z&amp;uuml;mdeki mahcup ifade, duygularımı s&amp;ouml;yleyebileceğim herhangi bir şeyden &amp;ccedil;ok daha iyi anlatıyordu.&lt;br /&gt;&amp;ldquo;Haydi mutfağa gidip yiyecek bir şeyler bulalım.&amp;rdquo; Sri Yukteswar&amp;rsquo;ın tavrı, sanki g&amp;uuml;nlerdir değil de birka&amp;ccedil; saattir ayrıymışız gibi ilgisizdi.&lt;br /&gt;&amp;ldquo;Usta, buradaki g&amp;ouml;revlerimi aniden bırakıp giderek seni hayal kırıklığına uğratmış olmalıyım; bana kızgın olabileceğini d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;m.&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&amp;ldquo;Hayır, kızgın değilim elbette! &amp;Ouml;fke, sadece engel olunmuş arzulardan kaynaklanır. Ben başkalarından hi&amp;ccedil;bir şey beklemem, dolayısıyla onların hareketleri, benim isteklerimle &amp;ccedil;elişemez. Seni kendi ama&amp;ccedil;larım i&amp;ccedil;in kullanacak değilim; ben, sadece, senin kendi mutluluğunla mutlu olabilirim.&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&amp;ldquo;Efendim, insan tanrısal sevgiyi belirsiz bir şekilde hisseder, fakat bug&amp;uuml;n, senin melek kişiliğinde, bu sevginin kesinlikle somut bir &amp;ouml;rneğini g&amp;ouml;rmekteyim! D&amp;uuml;nyada, bir baba bile, kendisine verdiği işi hi&amp;ccedil;bir şey s&amp;ouml;ylemeden bırakıp giden oğlunu affetmez. Fakat sen, arkamda bıraktığım bir s&amp;uuml;r&amp;uuml; bitirilememiş işin seni b&amp;uuml;y&amp;uuml;k zahmetlere sokmasına rağmen, bana hi&amp;ccedil; kızmadın.&amp;rdquo;&lt;br /&gt;Birbirimizin yaşlarla parıldayan g&amp;ouml;zlerine baktık. Mutluluk dolu bir dalgada kayboldum; Gurumun şekliyle, Tanrı&amp;rsquo;nın, kalbimin sınırlı gayretlerini, kozmik sevginin enginliklerine genişlettiğinin farkındaydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pramahansa Yogananda - Bir Yogi&amp;rsquo;nin Otobiyografisi&lt;br /&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://pulcinella.blogcu.com/ofke-sadece-engel-olunmus-arzulardan-kaynaklanir_43157041.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 05 May 2009 10:22:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bedenle başlamak daha kolaydır...</title>
            <link>http://pulcinella.blogcu.com/bedenle-baslamak-daha-kolaydir_43156741.html</link>
            <guid>http://pulcinella.blogcu.com/bedenle-baslamak-daha-kolaydir_43156741.html</guid> 
            <description>Bedenle başlamak daha kolaydır, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; o en dış katmandır. Zihinle başlamak ger&amp;ccedil;ekten zordur. Bir&amp;ccedil;ok insan zihinle başlamaya &amp;ccedil;alışır ve başarısız olur, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; bedenleri işbirliği yapmaz. Her zaman abc&amp;rsquo;den başlamak ve doğru sırayla yavaş yavaş ilerlemek en iyisidir. Beden ilktir, başlangı&amp;ccedil;tır; bedenle başlamalı. Eğer bedenin sakin olmasını sağlayabilirsen, birden zihnin de d&amp;uuml;zene girdiğini g&amp;ouml;receksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklın sağa sola hareket eder, yaşlı b&amp;uuml;y&amp;uuml;kbabanın saatinin sarkacı gibi, durmadan, sağdan sola, soldan sağa hareket eder. Ve bir sarkacı g&amp;ouml;zlemlersen, zihnin hakkında bir şey &amp;ouml;ğrenirsin. Sarka&amp;ccedil; sola doğru hareket ederken, g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;rde sola gidiyor, ancak esasında sağa gitmek i&amp;ccedil;in hız kazanıyordur. G&amp;ouml;zler sarkacın sola gittiğini s&amp;ouml;ylerken, sola doğru bu hareket, sarkacın tekrar sağa gitmesi i&amp;ccedil;in gereken hızı ve enerjiyi yaratır. Sağa giderken de tekrar sola gitmesi i&amp;ccedil;in gereken enerjiyi kazanıyordur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte aklının da durumu b&amp;ouml;yle; durmadan bir u&amp;ccedil;tan bir uca hareket ediyor. Sağcı, solcu, sağcı, solcu&amp;hellip; Asla ortada değil. Ve ortada olmak ger&amp;ccedil;ekten var olmaktır. İki u&amp;ccedil;ta olmak da k&amp;uuml;lfettir, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; rahat edemezsin. Ortada olmak rahatlıktır, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; ortada ağırlık kaybolur. Tam ortadaysan&amp;hellip; Ağırlıksız olursun. Sola git, ağırlık yapar, sağa git ağırlık yapar. Ve hareket etmeye devam&amp;hellip; ortadan ne kadar uzaklaşırsan, taşımak zorunda kalacağın ağırlık o kadar artacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortada ol. Dindar bir insan sağcı ya da solcu olmaz. Dindar bir insan u&amp;ccedil; notaları takip etmez. Aşırılıktan uzak durur. Ve tam ortada olduğunda aklın ve v&amp;uuml;cudunla ilgili t&amp;uuml;m ikilemler yok olur, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; t&amp;uuml;m ikilemlerin sebebi, iki par&amp;ccedil;alı olman, bir o tarafa bir bu tarafa y&amp;ouml;nelmendir.ik.. ( &lt;a href=&quot;http://pulcinella.blogcu.com/bedenle-baslamak-daha-kolaydir_43156741.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 05 May 2009 10:14:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>derviş kaşıkları</title>
            <link>http://pulcinella.blogcu.com/dervis-kasiklari_42942041.html</link>
            <guid>http://pulcinella.blogcu.com/dervis-kasiklari_42942041.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Bir g&amp;uuml;n sormuşlar ermişlerden birine, &lt;br /&gt;- 'Sevginin sadece s&amp;ouml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark &lt;br /&gt;vardır? '. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;-'Bakın g&amp;ouml;stereyim...' demiş ermiş. &lt;br /&gt;&amp;Ouml;nce sevgiyi dilden g&amp;ouml;n&amp;uuml;le indirememiş olanları &amp;ccedil;ağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine derken, tabaklar i&amp;ccedil;inde sıcak &amp;ccedil;orbalar gelmiş. Arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş: 'Bu kaşıkların ucundan tutup &amp;ouml;yle yiyeceksiniz.' diye de bir şart koşmuş. 'Peki...' demişler ve i&amp;ccedil;meye teşebb&amp;uuml;s etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir t&amp;uuml;rl&amp;uuml; d&amp;ouml;k&amp;uuml;p sa&amp;ccedil;madan g&amp;ouml;t&amp;uuml;remiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, &amp;ouml;ylece a&amp;ccedil; kalkmışlar sofradan. &lt;br /&gt;Bunun &amp;uuml;zerine 'Şimdi...' demiş ermiş. 'Sevgiyi ger&amp;ccedil;ekten bilenleri &amp;ccedil;ağıralım yemeğe.' Y&amp;uuml;zleri aydınlık, g&amp;ouml;zleri sevgi ile g&amp;uuml;l&amp;uuml;mseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. 'Buyrun' deyince, her biri uzun boylu kaşığını &amp;ccedil;orbaya daldırıp, karşısındaki arkadaşına uzatarak i&amp;ccedil;irmiş. B&amp;ouml;ylece her biri diğerini doyurmuş ve ş&amp;uuml;krederek kalkmışlar sofradan. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;'İşte...' demiş ermiş: 'Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini g&amp;ouml;r&amp;uuml;r ve &lt;br /&gt;doymayı d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;rse, o a&amp;ccedil; kalacaktır. Ve kim arkadaşını d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;r de doyurursa, o da arkadaşı tarafından doyurulacaktır. &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://pulcinella.blogcu.com/dervis-kasiklari_42942041.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 02 May 2009 08:11:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Olduğun halinle mükemmelsin...</title>
            <link>http://pulcinella.blogcu.com/oldugun-halinle-mukemmelsin_42418881.html</link>
            <guid>http://pulcinella.blogcu.com/oldugun-halinle-mukemmelsin_42418881.html</guid> 
            <description>Fakat ni&amp;ccedil;in? Ni&amp;ccedil;in Buda haline gelesin? Buda hi&amp;ccedil;bir zaman sen olmadı. Buda Buda&amp;rsquo;ydı. İsa İsa&amp;rsquo;ydı. Krishna Krishna&amp;rsquo;ydı. Ni&amp;ccedil;in Krishna gibi olasın? Ne yanlış yaptın? Ne g&amp;uuml;nah işledin ki Krishna olasın? Tanrı asla başka bir Krishna daha yaratmadı. &lt;br /&gt;O asla başka bir Buda, başka bir İsa yaratmadı, asla! &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; o, aynı şeyleri yeniden ve yeniden yaratmayı sevmez. &lt;br /&gt;O bir yaratıcı, o bir &amp;uuml;retim hattı değil &amp;mdash; bir Ford gelir, diğer Ford, diğer Ford &amp;mdash; Ford arabaları &amp;uuml;retim hattından hepsi birbirinin aynı olarak iner durur. Tanrı bir &amp;uuml;retim hattı değildir. Orijinal bir yaratıcıdır: O asla aynı şeyi yaratmaz. Ve aynısı değerli olmayacaktır. &lt;br /&gt;İsa&amp;rsquo;nın yeniden senin i&amp;ccedil;ine sığmaya &amp;ccedil;alıştığını bir d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n. Uymayacaktır! O modası ge&amp;ccedil;miş olacaktır, o antika olacaktır, o sadece bir m&amp;uuml;zede yararlı olacaktır, başka bir yerde değil. &lt;br /&gt;Tanrı asla tekrar etmez. Fakat sana her zaman i&amp;ccedil;in başka birisi olman &amp;ouml;ğretildi. &amp;ldquo;Başka birisi ol; komşunun oğlu &amp;hellip; komşunun oğlu gibi ol. Bak ne kadar zeki. Bak &amp;hellip; şu kız ne kadar zarif şekilde y&amp;uuml;r&amp;uuml;yor. B&amp;ouml;yle ol!&amp;rdquo; Sana her zaman başka birisi gibi olman &amp;ouml;ğretilmiştir. Hi&amp;ccedil; kimse sana &quot;Kendin ol ve varlığına saygı duy; o Tanrı&amp;rsquo;nın bir armağanıdır&quot; dememiştir. &lt;br /&gt;Asla taklit etme, sana s&amp;ouml;ylediğim şey budur, asla taklit etme. Kendin ol; bu kadarını Tanrı&amp;rsquo;ya bor&amp;ccedil;lusun. &lt;br /&gt;İ&amp;ccedil;ten bir şekilde kendin ol ve o zaman &amp;ouml;zel olduğunu bileceksin. Tanrı seni &amp;ccedil;ok sevdi, bu y&amp;uuml;zden sen varsın. &lt;br /&gt;Her şeyden &amp;ouml;nce bu y&amp;uuml;zden sen varsın, aksi takdirde olmazdın. Bu onun sana olan muazzam sevgisinin g&amp;ouml;stergesidir. &lt;br /&gt;Ancak senin &amp;ouml;zel olman başka birisiyle kıyaslanamaz, bu sen komşularına, arkadaşlarına, karına, kocana kıyasla &amp;ouml;zelsin demek değildir. Sen basit&amp;cc.. ( &lt;a href=&quot;http://pulcinella.blogcu.com/oldugun-halinle-mukemmelsin_42418881.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 25 Apr 2009 11:42:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Acele karar vermeyin</title>
            <link>http://pulcinella.blogcu.com/acele-karar-vermeyin_41758941.html</link>
            <guid>http://pulcinella.blogcu.com/acele-karar-vermeyin_41758941.html</guid> 
            <description>&amp;Ccedil;in d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;r&amp;uuml; Lao Tzu'nun &amp;ouml;yk&amp;uuml;s&amp;uuml;........ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;K&amp;ouml;y&amp;uuml;n birinde bir yaşlı adam varmış. &amp;Ccedil;ok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış... &amp;Ouml;yle dillere destan bir beyaz atı varmış ki Kral bu at i&amp;ccedil;in ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. &lt;br /&gt;&quot;Bu at bir at değil benim i&amp;ccedil;in; bir dost insan dostunu satar mı&quot; dermiş hep. &lt;br /&gt;Bir sabah kalkmışlar ki at yok. K&amp;ouml;yl&amp;uuml; ihtiyarın başına toplanmış: &lt;br /&gt;&quot;Seni ihtiyar bunak bu atı sana bırakmayacakları &amp;ccedil;alacakları belliydi. Krala satsaydın &amp;ouml;mr&amp;uuml;n&amp;uuml;n sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var ne de atın&quot; demişler...&lt;br /&gt;İhtiyar: &quot;Karar vermek i&amp;ccedil;in acele etmeyin&quot; demiş. &quot;Sadece at kayıp&quot; deyin &quot;&amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; ger&amp;ccedil;ek bu. Ondan &amp;ouml;tesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması bir talihsizlik mi yoksa bir şans mı? Bunu hen&amp;uuml;z bilmiyoruz. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; bu olay hen&amp;uuml;z bir başlangı&amp;ccedil;.Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.&quot; &lt;br /&gt;K&amp;ouml;yl&amp;uuml;ler ihtiyar bunağa kahkahalarla g&amp;uuml;lm&amp;uuml;şler. &lt;br /&gt;Aradan 15 g&amp;uuml;n ge&amp;ccedil;meden at bir gece ansızın d&amp;ouml;nm&amp;uuml;ş... Meğer &amp;ccedil;alınmamış dağlara gitmiş kendi kendine. D&amp;ouml;nerken de vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. &lt;br /&gt;Bunu g&amp;ouml;ren k&amp;ouml;yl&amp;uuml;ler toplanıp ithiyardan &amp;ouml;z&amp;uuml;r dilemişler. &quot;Babalık&quot; demişler &quot;Sen haklı &amp;ccedil;ıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin i&amp;ccedil;in şimdi bir at s&amp;uuml;r&amp;uuml;n var..&quot; &lt;br /&gt;&quot;Karar vermek i&amp;ccedil;in gene acele ediyorsunuz&quot; demiş ihtiyar. &quot;Sadece atın geri d&amp;ouml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml; s&amp;ouml;yleyin. Bilinen ger&amp;ccedil;ek sadece bu. Ondan &amp;ouml;tesinin ne getireceğini hen&amp;uuml;z bilmiyoruz. Bu daha başlangı&amp;ccedil;. Birinci c&amp;uuml;mlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir y&amp;uuml;r&amp;uuml;tebilirsiniz?&quot; &lt;br /&gt;K&amp;ouml;yl&amp;uuml;.. ( &lt;a href=&quot;http://pulcinella.blogcu.com/acele-karar-vermeyin_41758941.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2009 09:51:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>zihnimizdeki sesler kime ait? </title>
            <link>http://pulcinella.blogcu.com/zihnimizdeki-sesler-kime-ait_41501701.html</link>
            <guid>http://pulcinella.blogcu.com/zihnimizdeki-sesler-kime-ait_41501701.html</guid> 
            <description>Sevgili Osho,&lt;br /&gt;Nasıl oluyor da kendimi ta &amp;ccedil;ocukluğumdan beri hep ikiden fazla kişiymişim gibi hissediyorum? L&amp;uuml;tfen bu konuda bir şey s&amp;ouml;yleyebilir misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;- Prem Prabhati, herkes tek bir birey olarak doğar ama hayata atılacak yaşa gelene kadar bir kalabalığa d&amp;ouml;n&amp;uuml;şm&amp;uuml;ş olur. Bu hissettiğin sana &amp;ouml;zel bir durum değil; bu durum neredeyse herkes i&amp;ccedil;in ge&amp;ccedil;erlidir. Tek fark senin bunun farkına varmaya başlaman, ki bu iyi. İnsanlar bunun farkında değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Sessizce oturup zihnini dinlersen bir&amp;ccedil;ok sesle karşılaşacaksın. O seslerin ne kadar tanıdık geldiğine de şaşıracaksın. Seslerin bazıları dedene, bazıları b&amp;uuml;y&amp;uuml;k annene, bazıları babana, bazıları annene, bazıları din adamına, bazıları &amp;ouml;ğretmenine, bazıları komşularına, dostlarına veya d&amp;uuml;şmanlarına aittir. T&amp;uuml;m bu sesler i&amp;ccedil;inde bir kalabalık oluşturur ve sen kendi sesini bulmak istediğinde bu neredeyse olanaksızdır &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; kalabalık fazla yoğundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Aslında kendi sesini unutalı epey zaman olmuştur. Sana hi&amp;ccedil;bir zaman kendi fikirlerini dile getirebileceğ in &amp;ouml;zg&amp;uuml;rl&amp;uuml;k tanınmamıştır. Her zaman itaat etmen &amp;ouml;ğretilmiştir. Sana b&amp;uuml;y&amp;uuml;klerin ne zaman bir şey s&amp;ouml;ylerse evet demen &amp;ouml;ğretilmiştir. &amp;Ouml;ğretmenlerinin veya din adamının yaptıklarını yapman &amp;ouml;ğretilmiştir. Hi&amp;ccedil; kimse sana kendi sesini aramanı s&amp;ouml;ylememiştir: &quot;Senin kendine ait bir sesin var mı yoksa yok mu?&quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Bu y&amp;uuml;zden kendi sesin &amp;ccedil;ok kısık kalmıştır ve diğer sesler &amp;ccedil;ok y&amp;uuml;ksek, &amp;ccedil;ok buyurgandır &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; onlar emir verdikleri i&amp;ccedil;in sen kendine rağmen bunlara uymuşsundur. Onlara uymak gibi bir niyetin yoktu &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; bunun doğru olmadığını biliyordun.. ( &lt;a href=&quot;http://pulcinella.blogcu.com/zihnimizdeki-sesler-kime-ait_41501701.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 13 Apr 2009 21:24:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Güneş görünebilir ama sen onu kaçırmaya devam edeceksin...</title>
            <link>http://pulcinella.blogcu.com/gunes-gorunebilir-ama-sen-onu-kacirmaya-devam-edeceksin_40600251.html</link>
            <guid>http://pulcinella.blogcu.com/gunes-gorunebilir-ama-sen-onu-kacirmaya-devam-edeceksin_40600251.html</guid> 
            <description>Kişi, m&amp;uuml;kemmel bir ermişi aramaya karar veremez. Kişi sadece pasif bir şekilde kendisini a&amp;ccedil;abilir.&lt;br /&gt;Daha &amp;ouml;nce hi&amp;ccedil;, bir ermiş ile tanıştın mı? Hi&amp;ccedil;, bir ermiş ile tecr&amp;uuml;ben oldu mu? Duyduğun her şey &amp;ouml;d&amp;uuml;n&amp;ccedil; alınmıştır. Sen emin değilsin, bu hakikatten emin olamazsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl karar vereceksin? Ve nasıl bir ermiş arayacaksın? Karar verme kriteri ne olacak? Onun M&amp;uuml;kemmel Ermiş olduğunu ger&amp;ccedil;ekten nasıl tartacaksın? M&amp;uuml;kemmel bir ermişi tartmaya, bu kararı vermeye muktedir misin? O zaman sen y&amp;uuml;ksektesin, sen zaten M&amp;uuml;kemmel Ermişten &amp;uuml;stte bir yerdesin. Sen bir yargı&amp;ccedil; koltuğunda oturuyorsun. Sen al&amp;ccedil;akg&amp;ouml;n&amp;uuml;ll&amp;uuml;, pasif bir m&amp;uuml;rit değilsin.&lt;br /&gt;Ve ermiş sadece senin edilgenliğinde, senin al&amp;ccedil;akg&amp;ouml;n&amp;uuml;ll&amp;uuml;l&amp;uuml;ğ&amp;uuml;nde, senin basitliğinin i&amp;ccedil;inde ger&amp;ccedil;ekleşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Usta sadece m&amp;uuml;rit hazır olduğunda ortaya &amp;ccedil;ıkar. Asla tersi değil. Başka hi&amp;ccedil;bir şekilde değil. Yaşam yolculuğunun herhangi bir başka noktasında değil. M&amp;uuml;rit hazır ve olgunlaşmış olmak zorundadır; yalnızca o anda usta g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;r hale gelir. M&amp;uuml;ritin g&amp;ouml;zlerini kazanması, kulaklarını kazanması, hissetmek i&amp;ccedil;in bir y&amp;uuml;rek yaratması gerekir. Şayet sen k&amp;ouml;rsen g&amp;uuml;neş nasıl g&amp;ouml;r&amp;uuml;ns&amp;uuml;n. G&amp;uuml;neş g&amp;ouml;r&amp;uuml;nebilir ama sen onu ka&amp;ccedil;ırmaya devam edeceksin.&lt;br /&gt;OSHO - M&amp;uuml;kemmel M&amp;uuml;rit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sufi ermişi sarhoştur, yumuşaktır, bir sevgi yağmurudur. Bir Zen ustasında b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir merhamet g&amp;ouml;r&amp;uuml;rs&amp;uuml;n ama sevgi bulamazsın. Merhamet onun farkındalığından, aydınlanmış olmasından kaynaklanır.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa sen Mevlana&amp;rsquo;nın dans etmediğini hayal edemezsin. Mevlana danstan başka bir şey değildir. O aydınlanma haline otuz altı saat boyunca sema ederek ulaştı. D&amp;ouml;nd&amp;uuml;, d&amp;ouml;nd&amp;uum.. ( &lt;a href=&quot;http://pulcinella.blogcu.com/gunes-gorunebilir-ama-sen-onu-kacirmaya-devam-edeceksin_40600251.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2009 23:05:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Tüm yüzlerin sahtedir...</title>
            <link>http://pulcinella.blogcu.com/tum-yuzlerin-sahtedir_39617841.html</link>
            <guid>http://pulcinella.blogcu.com/tum-yuzlerin-sahtedir_39617841.html</guid> 
            <description>Osho, baskılama bedenlerimizde ve zihinlerimizde kendiliğinden bir tepki olmuş, fark etmiyoruz bile ve değiştirmek istemiyoruz. Kendimizdeki sahte imge ile ger&amp;ccedil;ek imge arasındaki farkı nasıl bileceğiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek &amp;ccedil;ok şeyin anlaşılması gerekir. Bir: t&amp;uuml;m y&amp;uuml;zlerin sahtedir; senin ger&amp;ccedil;ek y&amp;uuml;z&amp;uuml;n yok. İşte bu y&amp;uuml;zden hangisi sahte, hangisinin ger&amp;ccedil;ek olduğu sorusu ortaya &amp;ccedil;ıkıyor. Ger&amp;ccedil;ekse, bilirsin. O zaman soru asla aklına gelmez. T&amp;uuml;m y&amp;uuml;zler ger&amp;ccedil;ekdışıdır, sahtedir, bu y&amp;uuml;zden yapılacak karşılaştırma yoktur. Sen ger&amp;ccedil;ek olanı bilmiyorsun&amp;hellip; Zorluk buradadır. Ger&amp;ccedil;ek olanı g&amp;ouml;rmedin ve ger&amp;ccedil;ek doğal olarak g&amp;ouml;r&amp;uuml;lmez; onu bulmak i&amp;ccedil;in &amp;ccedil;ok &amp;ccedil;aba gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zen&amp;rsquo;de derler ki, ger&amp;ccedil;ek y&amp;uuml;z orijinal y&amp;uuml;zd&amp;uuml;r&amp;hellip; Doğumundan &amp;ouml;nce sahip olduğun, &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;nden sonra sahip olacağın y&amp;uuml;z. Bu, yaşamdaki t&amp;uuml;m y&amp;uuml;zlerin, &amp;lsquo;s&amp;ouml;zde yaşam&amp;rsquo;daki t&amp;uuml;m y&amp;uuml;zlerin sahte olduğu anlamına gelir. Ger&amp;ccedil;ek y&amp;uuml;z&amp;uuml;n ne olduğunu nasıl anlamalı? Doğumundan &amp;ouml;nceye d&amp;ouml;nmen gerek. Ger&amp;ccedil;ek y&amp;uuml;z&amp;uuml; bulmanın tek yolu budur, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; doğduğun an sahte olmaya başlarsın. Sahte olmaya başladın, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; sahte olmak karlıdır.&lt;br /&gt;&amp;Ccedil;ocuk doğar ve politikacı olmaya başlar. D&amp;uuml;nya ile, ebeveynler ile ilişki kurduğu an politikaya girer. Artık y&amp;uuml;z&amp;uuml;ne dikkat etmelidir. R&amp;uuml;şvet olarak g&amp;uuml;l&amp;uuml;mser. Daha fazla kabul g&amp;ouml;rmesi i&amp;ccedil;in, daha fazla sevilmesi, takdir edilmesi i&amp;ccedil;in nasıl davranması gerektiğini bulmaya &amp;ccedil;alışır. Ve eninde sonunda &amp;ccedil;ocuk ebeveynlerin, ailenin neleri kınadığını &amp;ouml;ğrenir ve onları baskılamaya başlar. O zaman sahte işe karışmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu y&amp;uuml;zden senin sahip olduğun t&amp;uuml;m y&amp;uu.. ( &lt;a href=&quot;http://pulcinella.blogcu.com/tum-yuzlerin-sahtedir_39617841.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 25 Mar 2009 22:15:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Mutsuzluklar EGO yoluyla gelir...</title>
            <link>http://pulcinella.blogcu.com/mutsuzluklar-ego-yoluyla-gelir_39548121.html</link>
            <guid>http://pulcinella.blogcu.com/mutsuzluklar-ego-yoluyla-gelir_39548121.html</guid> 
            <description>Bir Zen &amp;uuml;stadı sokak boyunca y&amp;uuml;r&amp;uuml;rken bir adam koşarak gelmiş ve sert bir şekilde ona vurmuş. &amp;Uuml;stat yere d&amp;uuml;şm&amp;uuml;ş. Ayağa kalkmış ve &amp;ouml;nceden y&amp;uuml;r&amp;uuml;d&amp;uuml;ğ&amp;uuml; y&amp;ouml;nde, geriye bile d&amp;ouml;n&amp;uuml;p bakmadan tekrar y&amp;uuml;r&amp;uuml;meye başlamış. Yanında bir &amp;ouml;ğrencisi varmış. Şoka uğramış. &quot;Bu adam da kim? Bu nedir? B&amp;ouml;yle birileri yaşıyorken, herhangi birisi gelip sizi &amp;ouml;ld&amp;uuml;rebilir. Ve siz adamın kim olduğunu, bunu neden yaptığını merak edip d&amp;ouml;n&amp;uuml;p bakmadınız bile&quot; demiş. &amp;Uuml;stat da, &quot;Bu onun sorunu, benim değil&quot; demiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Siz aydınlanmış birisiyle &amp;ccedil;atışabilirsiniz, ama bu sizin sorununuzdur, onun değil. Ve bu &amp;ccedil;atışmada incinirseniz o da sizin kendi sorununuzdur. O sizi incitemez. Bu bir duvarı yumruklamak gibidir canınız yanacaktır ama duvar değildir sizi inciten. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Ego s&amp;uuml;rekli problem peşinde koşar. Neden? &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; kimse size ilgi g&amp;ouml;stermezse, ego acıkmış hisseder. O ilgi ile yaşar. Dolayısıyla, birisi size kızgın ve sizinle kavga ediyorsa, bu bile iyidir, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; en azından ilgisi &amp;uuml;zerinizdedir. Eğer birisi severse, iyidir. Eğer kimse sizi sevmiyorsa, o zaman kızgınlık bile iyi olacaktır. En azında ilgi &amp;uuml;zerinizde olacaktır. Fakat, kimse size hi&amp;ccedil; bir ilgi g&amp;ouml;stermezse, kimse sizin &amp;ouml;nemli birisi olduğunuzu d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmezse, o zaman egonuzu nasıl besleyeceksiniz? Diğerlerinin ilgisine ihtiya&amp;ccedil; vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Milyonlarca şekilde insanların ilgisini &amp;ccedil;ekersiniz; belli bir tarzda giyinirsiniz, g&amp;uuml;zel g&amp;ouml;r&amp;uuml;nmeye &amp;ccedil;alışırsınız, &amp;ccedil;ok kibar olursunuz, roller edinirsiniz, değişirsiniz. Ne t&amp;uuml;r koşulların ge&amp;ccedil;erli olduğunu sezinlediğinizde, hemen insanların size ilgi g&amp;ouml;stereceği y&amp;ouml;nde değişiveri.. ( &lt;a href=&quot;http://pulcinella.blogcu.com/mutsuzluklar-ego-yoluyla-gelir_39548121.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 25 Mar 2009 09:34:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://pulcinella.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>