24 03 2007

Tanrı'nın sesi olan iç sesimiz...

İçsel sesine daha fazla güvendikçe, bu ses daha açık ve daha yüksek  olacaktır. Ve bu sese daha fazla güvendikçe ve ona gore hareket ettikçe, bir süre sonra, herhangi birşey hakkında düşünmeye bile gerek olmadığını göreceksin.

Tanrı, işaretler vermeyi ve ne yapılması gerektiğini söylemeyi sürdürüyor fakat bunu fısıldayarak yapıyor – Doğru olan bu. O bağırmaz. Ve biz çok fazla gürültü içinde olduğumuz için bu fısıltıları duyamıyoruz. Tanrının sesi olan iç sesinizi dinleyin… Ve yalnızca dinlemekle kalmayın, ona göre davranın. Adanmışlıkla, onunla birlikte hareket edin.
İç sesinize gore davranmaya başladığınızda, bazen bu çok fazla riskli olacaktır, fakat bu riski alın – çünkü nerede risk varsa orada yaşam vardır, nerede risk varsa orada gelişme vardır. Tehlikeli biçimde yaşa. Eğer bu ses ‘şunu yap’ diyorsa onu yapın ve sonuçlar hakkında canınızı fazla sıkmayın. Başka hiçbir şeyin bir önemi yok.

 

Ve bazen zihniniz bunun çok fazla olduğunu söyleyecektir – bunun hakkında düşünün. Eğer düşünürseniz, iç sesiniz kaybolacaktır. Düşünürken kaybolur. Düşünmeyin. Davranın. Ve herbir hareketinizin sizi bu sese daha çok yaklaştırdığınızı göreceksiniz. Ve bu sese gore birkaç kere  hareket ettiğinizde ve sesin sizi daima doğru yere götürdüğünü gördüğünüzde, içinizde herhangi bir şüphe kalmayacaktır. Ve düşünmek artık ortadan kalkacaktır. Düşünmek iç sesin yerine geçen birşeydir. Tanrının nasıl dinleneceğini unuttuğumuz için düşünmek zorunda kaldık.


Farkındalık içindeki gerçek bir kişinin, düşünmeye ihtiyacı yoktur. Tanrı ona her ne zaman, her neye ihtiyaç duyuyorsa vermeye devam ediyordur. 

 

-osho- 

725
0
0
Yorum Yaz